konsantremi bozan bir durum var.
duvara astığım saat sürekli: tiktaktiktak diyor ya.
sanki biri beni kenara sıkıştırıyormuş gibi hissediyorum.
müziğin son ses olmasıda bir işe yaramıyor.
7 Mar 2012
29 Şub 2012
Prenses Paris.
Evet ne demeye geldik?
Paris. Öncellikle her ilginç bulduğum kelimeyi ayrıca birde tersten okuma gibi bir alışkanlığım var.
SİRAP.
gördüğün üzere, koskoca Paris tersten okununca birşeye benzemiyormuş.
4 gün kaldığımız Pariste, Magenta semtinde konaklamayı tercih ettik.
Aslında daha çok onlar etti, çünkü ben sonradan bittim yanlarında. Bir gün içersinde karar vermiştim Parise gitmeyi.
Kaldığımız odaya gelicek olursak: pembe renklerin hakim olduğu bir oda da kendimi pekte rahat hissetmedim. Domuzcuk pembesi ile boyanmış bir oda da kendimizi havalı paris kadınları gibi hissetmedik haliyle.
Kaldı ki duşun içinde dönmemiz mümkün bile değildi.
Ona rağmen kaç kez duş aldık bilmiyorum.
Paris, yürüyerek görünmesi, gezilmesi gereken bir şehir.
Yoksa yanından geçersin, birşey anlamazsın.
Çeşit çeşit insanlara yer veren bir şehir orası.
Sınır tanımayan, özgürlük sağlayan...çıplaklığın ortada olduğu bir şehir.
Aslında sınırsız. Çekici. Dudakları kıpkırmızı, tülden bir elbisesi var. Kimi zaman sisli yanını gösteren, kimi zaman eteklerini kaldırım bacaklarını sunan. Paris, bir kadın olsa gerek.
Sonuç: masalların sonunda dedikleri gibi:
Paris, ömrünün sonuna kadar mutlu mesut yaşar.
sevgiler, saygılar, iyi akşamlar.




1 Şub 2012
Kendime, kendi icimde, benimle birlikte bir monolog.
Merhaba.
bu hafta, hatta yarin sergim var.
hersey hazir gibi.
bende hazirim. hazirim dimi.
bilmiyorum öyle gibiyim.
biraz heyecanliyim - tamam cok heyecanliyim ve dün gece bile uyuyamamistim.
bu gece sabahlariz herhalde artik. emin degilim.
az önce sergide yapmam gereken konusmami bitirdim.
konusma yapmam sartmis. öyle dedi sanat hocam.
belki onunda konusma yapicak olmasi, bana güc veriyor olabilir.
ondan bunu rica ettigimde severek yaparim demisti.
cok sevinmistim.
ben konusmada anlardan bahsettim.
hayatimizi belirleyen seylerin anlar oldugunu.
ve an olmayinca insanlarinda olmadigini.
mesela suan kimim ben? aylin? ayci? aylin cifci? aylin cifci demir?
esim icin hayatinin kadiniyim - öyle iddia ediyorum en azindan.
annem ve babam icin biricik kiziyim.
birileri icin fotografciyim. anlik birseyim o halde.
herkesin yasadigi andayim.
böyle seyler dedim ben konusmada.
bilmem oldu mu. ama oldu gibi.
sanki almancada kulaga daha bir farkli geliyor gibi.
hersey hazir dimi.
evet. yarin öglenden asiyoruz fotograflari.
güzel olcak.
aksam 4-5 gibi hazirlanirim.
aksam saat 7 itibariyle davetliler gelicek.
gelicekler dimi.
of.
yutkundum.
karnimdan acikmaz benim simdi.
tamam aylin.
hersey güzel olacak.

bu hafta, hatta yarin sergim var.
hersey hazir gibi.
bende hazirim. hazirim dimi.
bilmiyorum öyle gibiyim.
biraz heyecanliyim - tamam cok heyecanliyim ve dün gece bile uyuyamamistim.
bu gece sabahlariz herhalde artik. emin degilim.
az önce sergide yapmam gereken konusmami bitirdim.
konusma yapmam sartmis. öyle dedi sanat hocam.
belki onunda konusma yapicak olmasi, bana güc veriyor olabilir.
ondan bunu rica ettigimde severek yaparim demisti.
cok sevinmistim.
ben konusmada anlardan bahsettim.
hayatimizi belirleyen seylerin anlar oldugunu.
ve an olmayinca insanlarinda olmadigini.
mesela suan kimim ben? aylin? ayci? aylin cifci? aylin cifci demir?
esim icin hayatinin kadiniyim - öyle iddia ediyorum en azindan.
annem ve babam icin biricik kiziyim.
birileri icin fotografciyim. anlik birseyim o halde.
herkesin yasadigi andayim.
böyle seyler dedim ben konusmada.
bilmem oldu mu. ama oldu gibi.
sanki almancada kulaga daha bir farkli geliyor gibi.
hersey hazir dimi.
evet. yarin öglenden asiyoruz fotograflari.
güzel olcak.
aksam 4-5 gibi hazirlanirim.
aksam saat 7 itibariyle davetliler gelicek.
gelicekler dimi.
of.
yutkundum.
karnimdan acikmaz benim simdi.
tamam aylin.
hersey güzel olacak.

9 Oca 2012
Dünyanin batma ihtimali beni rahatlatti. Hayata baglandim adeta.

Yeni post yazmak nereden baslayacagini bilmemek gibi bir sey.
Anlatmak artik gerektigi gibi degil...
Normal sartlar altinda cok karamsar bir insanimdir.
Ve cevrem olumlu düsüncelerle yaklasan tiplerden olusur.
Ilginctir.
Ben onlari kimi zaman bezdiririm.
Cünkü eger ki, ciddi anlamda karamsarliga kapilmissam - o zaman her olmulu sebebi red ederim.
Aslinda cidden cok sıkıcı bir tip insanim.
Hayata cabuk küser ve cabuk barisirim.
Cabuk isyan ve pes eder...bir anda tekrar bastan baslarim.
Aslinda ipinucunu kacirmam.
Gerektigindan fazla duygularimla hareket ederim. 6. hissime güvenirim degil, güvenmek zorundayim.
Inislerim cikislarim olur. Bir anda hersey degisir.
Birseye baslar yarida birakirim. Gücümü topladigimda bitirme karari almissam, devam ederim yarimyamalakla. Olumlu sonuclanir.
Bir is yaparken mutlaka ama mutlaka "scheiße" diye söverim.
Aslinda karamsar bir insanim. Yeni alinan bir karar aninda olsun isterim.
Is uzuyorsa kesip atarim.
Neyse yine öyle günlerden birinde hayata küs dolasirken.
Karamsarligin dibine vurmusken, 2012de dünyanin sonu gelecekti hani diye bir sözde bulundu.
Batamaz 2012de.
Planlarima uymuyor. Hic bir sekilde dünyanin sonunu 2012ye sigdiramiyorum.
Bu yüzden 2012 batmiyor dünya. Kiyamet kopmuyor. Cünkü ajandama uygun degil.
Sonra birden bire o karamsarlikta bulundu. Madem illa ki batmak istiyordu dünya, dedim ki ona:
Karamsar olma, bak zaten baticakmis dünya. Kurtulcaz topluca.
Sıkma sen canini. Bitecek yakinda.
Ben, insani daha da karamsarliga sürükleyen bir tavsiyede bulunurken o döndü bana ve dedi ki:
"O zaman sende surat asma. Yakinda baticak nasilsa dünya!"
Sonra laptop almaya karar verdim.
Aslinda bana verilen tavsiyenin üzerine daha da karamsar yaklasabilirdim.
Ama yaklasamadim. Nitekim günlerde artik uzamaya basladi.
21 Ara 2011
30 Kas 2011
Apfelschorle, oda ne demeyin, ama işte tamda ona kavuşma zamanı!

Uzun zaman oldu.
Şimdi gerçekten, çok uzun zaman.
En son Nisanda gitmiştim. Şimdi sayıyorum.
Fazla uzun olmuş. Mesela babamı'da 6 aydır görmüyorum.
Adam iyi ki Haziranda bi gelmiş.
Böyle birşey olabilir mi? Bazen çok sinirleniyorum bu duruma.
Ama öyle kalıyor sinirim içimde.
Bu kez o kadar uzadı ki, alakalı alakasız herşeyi özledim. Daha doğrusu özlem duygum bir boyuttan diğer boyuta geçti. Mesela bence özleminde kat kat aşamaları var.
İlk önce insan özlersin. Sonra eşya. Bazen mal mülk olur.
Sonra eksiklik hissedersin. Yemek özlersin. Düzen.
(aslında bulundugunda farkında olmadıgın şeyleri özlersin)
Ve eğer ki bu boyutları aşamazsan, özlemin dibine vurursun ve özledigin ortam dışında herşey sana çok boktan gelir.
Henüz çevremi kahverengi bir ton sarmış değil.
Ama şöyle diyeyim, yemek özledim ben.
Bir dilim Brezel. (Alman simidi)
Noel, Noel Takvimi, Sıcak Şarap.
Farklı meyveli yoğurtlar.
Annemi, Babamı ve geriye kalan diğer sülaleden bahsetmiyorum bile.
Ama şöyle ki bir yudum orjinal Apfelschorle çeker canım.
Buradakiler Türk damak zevkine göre yapıldıgı icin, bi hayli değişik geliyor.
O yüzden kendim yapıyorum. Yapıyorum yapmasına ama bir cafe'ye gidip, getir bakim bi ''afelşole'' diyemedikten sonra. (Apfelschorle = Soda/Elmasuyu karışımı)
Sonra eşime yaptıgım almanca espiriler hiç komik değil, çünkü yanıtveremiyor, daha doğrusu adam ne dediğimi bile anlamıyor ki. O yinede canı sağolsun, benim saçmalıklarımı ses çıkarmadan izliyor.
Ama artık Apfelschorle diyebiliyor. Sanırım buda onun hayat kurtarıcısı.
Diyeceğim o ki, vakit gelmiştir. Fotoğraflar seçilmiştir. Yer belirlenmiştir.
Sadece tarih hakkında henüz gel gitler yaşıyorum. İsim bulunmuştur, sadece ismi daha geniş kelimelerle açıklayamıyorum henüz - the ilham and the perisi are missed!
Sergi için 70% hazırım.
Göç zamanı. Yol gözüktü. Merhaba Stuttgart. Merhaba Almanya.
Canım eski haymat.
27 Kas 2011
telepati.

kapadım gözlerimi.
hayal ettim. söze nasıl başlamam gerekir bilemedim.
hafif bir rüzgar. ürperdim.
telepati kurmak mümkün mü?
hanı konuşmadan olanından.
açtım gözlerimi...mümkün değilmiş.
izledim durdum.
hafif rüzgar - martılar.
denizin altında nefes almak mümkün mü?
konuşsak suyun altında olmaz mı?
kapadım gözlerimi, kulağıma tıkadım müzikleri.
şarkılar peşpeşe...ama kulak tüylerimden beynime geçen tek bir kelime.
şarkılar. lar. la. la. la.
kapadım, sımsıkı...güneş yıkadı tenimi.
telepati.
ne olur ne olur - istiyorum hadi ne olur ne olur...
olmadı. telepatiyi kuramadık.
yarım kaldı. daha doğrusu başarısız damgası.
indim gemiden.
gittim benim olmayan eve.
balkonu güzeldi. masada danteller vardı.
kapadım gözlerimi, açtım ve bitirdim tüm olanı.
saat on ikiyi vurmadan yazmak istedim bu yazıyı.
flu görünen tekne gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




